yüz of sevgili

Posted by einsah
In Aşk
18Oca 10

eğer onu hatırlatan bir şarkı duyduğunda
yüzü o an aklına gelmemişse
bu hastalıkltan kurtuluyorsun demektir :)
Allah yolunu açık etsin…


iki yabancı

Posted by einsah
In Başlangış
13Oca 10

Artık;
Sende kendimden birşey bulamıyorum,
yada
Kendimde senden birşey bulamıyorum.
şimdi yeni yeni anlıyorum teoman’ın iki yabancı şarkısını;

İki yabancı iki yabancı
Birlikte ama yalnız
İki yabancıyız…


Doğum günü çocuğu!! :)

Posted by einsah
In Başlangış
1Kas 09

geçen sene yaptığım listeyi bu sene tkr yaptım, nasıl olsa burayı bilen bikaç kişi diye yayımlamakta mahzur görmüyorum.

1)habibe
2)teyzem
3)onur
4)ece
5)emine (kuzen)
6)ipek
7)uyar
8)anşin
9)Oğuzhan
8)ileyna (kuzen)
9)rahman
10)sebila (kuzen)
11)halime
12)serkan yıldırım
13)alpik
14)pena

4 akrabayı çıkarında, 10 kişi yine, geçen senekinin aynı tablosu. şükür kaybetmemişiz bak arkadaş…


In Hayat
5Tem 09

Ders çalışırken güneş gözümü girdiği için sandalye yerine masayı kendime çekerek güneşin etkisinden kurtulmaya çalışan ben ve (tabiki) buda olmayınca halıyı (masa sandalye ve halının üstündeki herşeyi) (salonun) cam kenarından ortaya doğru çeken yine ben.
bu durumun sonucu olarak iletmek istedim 2 husus var ki
1) şimdide pencereden yansıyan güneş gözüme giriyor
öbürsüde annem görse!!! ……

:) :D :-)


In Başlangış
18May 09

Ben Bana Kendim İçin Lazımım , Hatıram Olsun Sana Şarkım
Lapa Lapa Kar Yağsın , Manzaralarımı Beyazlara Boyayın
Bennn
Bugün Ölebirim
Şu an Ölebilirim
Her An Ölebilirim

—devam—


bilmem birisi bana söyledi;

Posted by einsah
In Hayat
17May 09

kim umutu dinleyecek
kim bana mail yazacak
kim bana genel hayat bilgisi verecek
kim bana tll den yardım edecek
kim benimle özkardeşler den pide yiyecek
kim benim ömerle aramı bozacak? :D

kim bana nazlıyı hatırlatacak? :D :D


merhaba tatlı kız

Posted by einsah
In Aşk
10May 09

sen maddiyatta biri değilsin
benim içimde oluşturduğum , büyüttüğüm , hayellerimde yaşayan bir mükemmelsin
benim istedim cümleleri söyleyen, benim istediğim şekilde yaşayan , benim bile isteyipte yapamayacağım işleri yapan, ve istemediğim şeyleri hiiç yapmayan sen
benim mükemmelimsin.
senle yaşıyorum
senle olmak istiyorum yada sen olmak istiyorum.
ismin ne olursa olsun
merhaba demek bile tatlı geliyor bana
ondan dolayı

merhaba tatlı kız..
merhaba



Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik… “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” şuurunda bir gençlik… Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre… Birincisi iki buçuk asır… Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet…İkincisi üç asır… Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet.. Üçüncüsü bir asır… Allahın, Kur’an’ında “belhümadal - hayvandan aşağı” dediği cücetaklitçilere ve batı dünyasına esaret… Ya dördüncüsü ?… Son yarım asır!.. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet… İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören…Bunları,yükseltici aşk, sürün dürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi… Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözle yen bir gençlik… Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün “dikey”leri “ya tay” hale getirecek bir çığlık kopararak “mukaddes emaneti ne yaptınız?” diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik… Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik… Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında “Hakimiyet Hakkındır” düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik… Emekçiye “Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismar cılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın!” diyecek… Kapitaliste ise “Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazıma dıkça serbest nefes bile alamazsın!” ihtarını edecek… Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik… Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk’ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını,her sistem ve mez hebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âle mine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik… “Kim var?” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert “ben varım!” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur!” fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik… Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik… Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün için deki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık made niyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik… Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı,dema gog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı,takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi,temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu sava şı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik… Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara “siz güneşi cepleri nizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız !Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi!” diyecek ve gerçek müslümanlığın “na sıl” ını ve “ne idüğü” nü her haliyle gösterecek bir gençlik… Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu ,hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O’ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O’nun düş manlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir genç lik… İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz,su suz, ekmeksiz,başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamın dayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz el lerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! Allahın selâmı üzerine oIsun…
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes! Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

Necip Fazıl Kısakürek


In Hayat
17Oca 09

insanın dünyada sanal bir yerdede olsa
“benim lan bu sayfadaki artist”
demeyi gerçekten özliyebilliyor
Ondan…

– to be continued —


In Başlangış
15Oca 09

arasıra oturup eski yazılarıma bakıyorum
çok eski olmasada nostolji olması güzel bence
ve aslında bakarken yazdım yazı 1 ay önce bile olsa
çok çocukmuşum diyorum ve gülüyorum
kısa sürede ne kadar çok değişiklik oldunu farkediyorum hayatımda…
ve şunu eklemeliyim ki
eski yazılarım hepsine çokca samimiyet var işte bunu görmek çok güzel…


Subscribe to RSS

Syndicate